Depresif Hastalıklar - Tedavi

DEPRESİF BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ

Depresif bozukların tedavisi ikiye ayrılır: Hastalık dönemlerinin tedavisi ve koruyucu tedavi. Dönemlerin tedavisi, o sıradaki hastalık döneminin belirtilerini ortadan kaldırarak, hastayı normal durumuna döndürmeyi amaçlar. Koruyucu tedavi ise, hastalık dönemlerinin tekrar ortaya çıkmasını engelleyerek, hastayı sürekli normal halinde tutmayı amaçlar.

A. DÖNEMLERİN TEDAVİSİ

1. MAJOR DEPRESİF DÖNEM TEDAVİSİ

Bipolar major depresyon tedavisinin genel kuralları, unipolar major depresyon (major depresif hastalık) için de geçerlidir: Gene önce hastanın hastaneye yatırılarak mı, yatırılmadan mı tedavi edileceğine karar vermek gerekir. Bunun en önemli belirleyicisi, özkıyım (intihar) risk derecesidir. Özkıyım girişiminde bulunmuş, ya da bunun için planlamalar yapan, ya da özkıyım-ölüm düşünceleri süreklilik kazanmış olan hastalar, yatırılarak tedavi edilmelidir. Psikotik ya da şiddetli depresyonlar için de ayni kural geçerlidir, çünkü o an için görünür olmasa da, bu durumlarda özkıyım riski çok yüksektir, her an ortaya çıkması beklenebilir. Hafif ve bazı orta şiddetteki depresyonlar ise yatırılmadan tedavi edilebilir. Ama bu durumlarda da, hastanın durumunu sürekli gözlemleyecek ve tedavinin eksiksiz uygulanmasını denetleyecek bir aile desteği zorunludur; çünkü depresyonun şiddeti hafif-orta gibi başlayıp, hızla artabilir. Hastanın geçmiş depresif dönemlerinin incelenmesi de bu açıdan ipucu verebilir. Kısaca, depresyon tedavisi sık kontrollar ve sürekli denetim ile götürülmek zorundadır. Özkıyım riski yüksek hastalar, hastaneye yatırılmış olsalar bile, bu risk yok olmuş görünene kadar yalnız bırakılmamalıdır.

İlaç tedavisi:Major depresif dönem antidepresan ilaçlar ya da elektroşok ile tedavi edilir. Psikotik depresyon tedavisi antidepresan ilaçlar yanında antipsikotiklerin de kullanımını ya da elektroşoku gerektirir. Özkıyım riski yüksek ya da ağır psikotik depresyon durumlarında, tedaviye ilaçlar yerine doğrudan elektroşok ile başlamak daha doğru bir karardır. İlaç tedavileri ilk üç hafta etkisiz kaldığı için, bu sürede özkıyım riski hala yüksek kalacaktır ve ilaç başlanmasına rağmen çok dikkatli olmayı gerektirir. İlaçların etkisinin tam görünür olması ise, daha uzun, genelde 6-8, bazen 12 haftalık bir süreye gereksinir. Elektroşokun etkisi ise çok hızlıdır; genelde iki hafta sonunda hastanın düzelmesiyle sonlanır. Depresif dönem düzeldikten sonra, o dönemin yeniden canlanmaması için, ilaç tedavisi 6 aylık bir ‘kısa koruma’ şeklinde sürdürülür. Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri ciddi değildir ve kontrol edilebilir. Ayrıca, elektroşok (EKT) yan etkileri de, genelde sanıldığı gibi ciddi ya da zarar verici değildir, geçici unutkanlıklar dışında anlamlı sorun yaşanmaz.

Psikolojik tedaviler:‘Nedenler’ konusunda söz edildiği gibi, depresyondaki hasta kendisini, geleceği ve o sıradaki dış dünyayı, gerçek durumla ilişkisiz oranda, olumsuz algılamaktadır. Ayrıca, öğrenilmiş çaresizlik kuramının vurguladığı gibi, hastayı hareketsizlik halinden çıkaracak, ‘davranışsal’ çalışmalar da önemlidir. Bu nedenlerle, hastanın algı ve yorumlarının yanlışlığını farketmesine yol açacak ve davranışsal aktivitesini artıracak bir ‘bilişsel-davranışsal psikoterapi’ tedaviye katkı açısından önem taşır. Dolayısıyla, hastaya önce başarılması kolaydan daha zora ilerleyen davranışsal çalışmalar yaptırılır. Daha sonra günlük yaşamdaki algılama hataları üzerine çalışma buna eklenir.

2. DİSTİMİ TEDAVİSİ

Distimi de major depresyon tedavisindeki ilkelere göre tedavi edilir. Burada, ciddi bir özkıyım eğiliminin ortaya çıktığı durumlar dışında, elektroşok tedavisinin pek yeri yoktur. Ancak, distimik sürece major depresif dönemlerin de eklenmesi (çift depresyon) olasılığı yüksektir. Distimi, yıllar boyu süren kronik niteliği nedeniyle, antidepresan ilaçların daha yüksek dozda ve daha uzun sürelerle kullanımını gerektirir. Ayrıca, distimideki ana depresif belirtiler özellikle bilişsel hatalara dayalı olduğu için, antidepresan ilaçlar yanında bilişsel-davranışsal psikoterapinin önemi daha da artar.

B. KORUYUCU TEDAVİ

Önceki bölümlerde açıklandığı gibi, major depresif bozukluk yineleme ve özkıyım olasılığı yüksek bir hastalıktır. Bu durum iki major depresif dönem geçiren hastalarda koruyucu tedaviye başlamayı düşündürür. Yaşlı hastalardaki yüksek ölüm oranı da, tek major depresif dönemde bile korumaya başlamanın doğru olabileceğini işaret etmektedir. Distimi ise kronik gidişi, çift depresyona dönme, alkol-madde kötüye kullanımının eklenmesi ve bu durumlarda özkıyım riskinin artması nedeniyle, psikoterapi yanında, yoğun ve sürekli bir koruyucu ilaç tedavisine gereksinir. Gene de, bunlar genel kurallar olup, koruyucu tedavi, daima o bireyin özel koşullarını değerlendirerek karar verilmesi gereken bir konudur. Ayrıca, bipolar bozukluk bölümünde vurgulandığı gibi, koruyucu tedavi ömür boyunu işaret eden uzun süre ilaç kullanmak anlamında olduğu için, hastanın buna inanmış olması gerekir. Bu nedenle hasta ve aileye, hastalık ve tedavi konusunda ayrıntılı bilgi verme gene tedavinin ilk adımı olmalıdır.

 

 

Maçka Cad. Beyaz Apt. No:15 Kat:3 D:6 Maçka - İstanbul

info@olcayyazici.com.tr

+90 212 246 41 21

+90 538 962 57 42

Engin Tasarım